
Yıllardır kimyasal gübrelerin kullanımı verimi arttırmanın yanında, toprakta yorgunluğa ve canlılığın azalmasına sebep olmaktadır.
Bu durum ne yazık ki toprağın çoraklaşmasını hızlandırmaktadır. Toprakta su ve oksijeni tutan, besin maddelerini absorbe eden, mikro organizma faaliyetini hızlandıran en önemli etmen organik maddelerdir.
Organik maddeler; hayvansal, bitkisel ve humus esaslı kaynaklardır. Hayvansal ve bitkisel organik maddeler kısa ömürlü (azami 8 ay) ve tuz konsantrasyonlarının yüksek olması sebebi ile kalıcı ve uygun değildir.
Doğal humuslar ise uzun ömürlü organik maddeler olup katyon değişim kapasitelerinin bütün organik gübrelerden daha yüksek olması sebebi ile besin maddelerini en yüksek düzeyde absorbe ederek bitkiye yavaş yavaş ve uzun zamanda verirler.
ORGANİK GÜBRE : İçerisinde %30 ve üzeri organik madde bulunduran gübrelerdir.
ORGANİK MADDE: Bitki, hayvan ve atıklarından oluşan canlı organizmadır.
NEDEN SALDAR ORGANİK TABAN GÜBRESİ
Ülkemiz tarım topraklarının genelinde organik madde %1 altındadır. Verimli üretim için tarım topraklarında bulunması gereken organik madde miktarının % 3-4 olması gerekir. Yıllardan beri organik maddenin ihmal edilerek kullanılmaması ve bilinçsiz olarak fazla kullanılan kimyasal gübreler tarım toprağımızı yakmış ve çoraklaşmasına neden olmuştur.

Bitkinin kullanamadığı kimyasallar topraklarımızda bitki besin maddelerini tutucu özelliğe sahip organik madde azlığından ,dere ve nehirler ile kıyı denizlerimizde canlı neslini bile yok etmiştir. Hatta yeraltı suları kirlenerek insan sağlığını tehdit etmektedir.
Topraklarda organik madde varsa kimyasallar etkili olur, toprakta organik az ise topraklara atılan gübreler, bitki yararlanamadan yer altı sularına karışarak ziyan olur ve zarar verir. İşte bu nedenle SALDAR firmamız ORGANİK GÜBRE üretmiştir.
SALDAR ORGANİK GÜBRENİN FAYDALARI
O1- 50 Kg.lık ambalajıyla taşınması ve depolanması kolaydır.
O2- Granül olması dolayısıyla ekim öncesi fırfırla ;ekim sırasında mibzerle uygulanmasından dolayı kullanım kolaylığı sağlar
O3- Toprakta çözülmesi (yaklaşık sulu ortamda 2 gün) kolaydır.
O4- Bitki besin maddelerini içerisinde bulundurur .İz element olarak zengindir.
O5- Konvansiyon el tarımda kimyasallarla birlikte taban da kullanıldığında, organik madde miktarı artırıldığından, ortalama %20, verim artışı sağlar. Bu oran, kullanıldığı topraktaki organik madde yapısına göre %40'lara ulaşabilir.
O6- Organik gübre kullanıldığı müddetçe nadasa bırakmaya gerek yoktur
O7- Organik gübre toprağı yumuşatacağından dolayı işlenmesini de kolaylaştırır, mazot tasarrufu sağlar.
O8- Topraktaki bitki besin maddelerini, bitkinin alacağı forma çevirme özelliğinden dolayı, makro ve mikro besin elementlerine olan ihtiyacı azaltır.
O9-Tarım topraklarının kullanım sonucu çoraklaşmasını ve erozyona uğramasını önler.
10-Toprağın yapısını iyileştirir ,havalanmasını sağlar sertleşmesini önler ,su tutma kapasitesini arttırır
11-Toprağı sıcak tuttuğundan bitki direncini arttırır, erken çiçek ve olgunlaşma sağlayarak, erken hasat sağlar.
12-Meyve ve sebzeler aroma yönünden lezzetli ve sağlıklı olur.
13- Meyvelerde kuru madde oranını artırdığından meyvelerinin dayanıklılığını artırarak depolama ömrünü uzatır
14-Meyve ve sebzelerde kuru madde oranını arttırma özelliğinden dolayı rekolteyi arttırır.
15-Aşırı sulamalarda toprağın yıkanmasını engeller.
16-Toprak PH'ını düzelterek ,bitkinin daha hızlı ve daha sağlıklı büyümesini sağlar.
17-Toprak taneciklerini bir araya getirerek ağregat oluşturur .
18-Çeşitli enzimlerin çalışmasında katalizör görevi yapar.
19-İçerisinde yabancı ot tohumu bulundurmaz.
20-Hafif ve kumlu topraklarda sıvı ve besin kaybını önler.
21-Toprakta bulunan canlı organizmaların faaliyetlerini arttırır.
22-Toprakta bulunan toksin (zehir) maddelerin çökelmesini sağlar.
23-Toprak yüzeyinde kaymak tabakası oluşumunu önler.
24-Bitkinin dona, kurağa, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklılığını arttırır.
25-Su tutma kapasitesi yüksek olduğu için sulama suyundan tasarruf sağlar.
26-Toprağı organik maddelerce zenginleştirir.
27-Kök gelişimini hızlandırır ve daha kuvvetli kök gelişimi sağlar.
28-Toprağın fiziksel kimyasal ve biyolojik aktivitesini artmasına yardımcı olur.
29-Bitkini yaşam kalitesini uzun kılar.
30-İçerisinde yabancı ot tohumu bulundurmaz.
31-Toprağı uzun süre tavda tutar ve strüktürü korur.
Gübremiz kesinlikle hayvan gübresi değildir. Kimyasal gübreler kısa ömürlü (azami 3 ay) ve tuz konsantrasyonlarının yüksek olması sebebi ile kalıcı ve uygun değildir. Fakat organik gübre, uzun yıllar toprağı canlı tutarak toprağın yaşlanmasını ve toprağın yorulmasını önler.
ORGANİK MADDE VE ÖNEMİ
Organik madde, bitkisel ve hayvansal doku artıklarının toprağa düşüp ayrışmaya başlamasından, mineralize oluncaya kadar ayrışmanın farklı aşamalarındaki çesitli organik bileşikleri ifade etmektedir.
Tarımla uğraşmanın son hedefi iyi bir bitki verimi ve cinsi sağlamak olduğuna göre, organik maddenin bitki fizyolojisi, gelişimi ve verimi üzerine etkilerini incelemek, onun tarım bakımından önemini belirtmek için gereklidir. Bu etkiler iki şekilde olur. Bitkiler toprak üzerinde geliştiğine göre, organik maddenin toprak özellikleri üzerinde göstereceği
toprak üzerinde geliştiğine göre, organik maddenin toprak özellikleri üzerinde göstereceği etki, bitki için indirekt niteliğe sahiptir. Direkt etki ise organik maddenin bitki tarafından bünyeye alınması sonunda gösterdiği etkidir.
Önce indirekt olanlari, yani organik maddenin, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerinde gösterdiği etkileri ele alınırsa, toprağın, bu üç grup altında toplanan özelliklerine yapılan bir etki, diğerlerini de dolayısiyle içine alacaktır. Meselâ, fiziksel bir özellik olan ısı kapasitesinin artması ile, kimyasal özelliklerde bir değişme veya aerob şartların sağlanması ile, biyolojik aktivitede bir artma olacaktır. O halde toprak özellikleri üzerine yapılan bir etki, bir kombinasyon teşkil eder. Bu etkileri ayrı ayrı ele alarak incelemek de mümkündür.
Organik maddenin, toprağın fiziksel özellikleri üzerine etkisi, strüktür, hava, su , ısı kapasitesi ve kıvama yada konsistansı üzerine etkisi şeklinde olmaktadır.
Toprakta iyi bir strüktürün bulunabilmesi için agregatların olması ve bunların, özellikle suya karşı dayanıklı olması gerekir. Agregat oluşumunu ve stabilitesini arttıran faktörlerden en önemlisi, organik maddedir. Özellikle granül strüktür birimlerinde organik madde miktarının fazla olması, bunların oluşumunda aynı maddenin önemli rol oynadığını göstermektedir. Toprağa bitki ve hayvan artıkları ve organik gübreler şeklinde verilen maddeler, mikro organizma faaliyetinden önce, agregat teşkil edici ve bu agregatların stabilitesini arttırıcı özelliğe sahip olduklari gibi, mikro organizma tarafından parçalandıkları ve yeni organik bileşikler meydana geldikten sonra da aynı özelliği gösterebilirler. Özellikle şeker, selüloz gibi maddeler, mikrobiyel parçalanmaya uğradıktan sonra bu etkiyi gösterebilmektedir. Ancak, mikrobiyel faaliyet sonunda, organik maddeler tamamiyle ayrışacağından, bunların toprağa, yeteri kadar organik madde verip, agregatlar sağlandıktan sonra, bunun sürekli olacağını düşünmemek, aksine, daima organik madde ilave etmek gerekir.
şeker, selüloz gibi maddeler, mikrobiyel parçalanmaya uğradıktan sonra bu etkiyi gösterebilmektedir. Ancak, mikrobiyel faaliyet sonunda, organik maddeler tamamiyle ayrışacağından, bunların toprağa, yeteri kadar organik madde verip, agregatlar sağlandıktan sonra, bunun sürekli olacağını düşünmemek, aksine, daima organik madde ilave etmek gerekir.
Toprakta yaşayan, yağmur solucanları, oldukça stabil kot agregatları meydana getirmektedirler. Organik maddece zengin olan topraklarda bol sayıda bu solucanların bulunması, kot agregatlarının oluşumunda, organik maddenin önemli bir faktör olduğunu gösterir. Bunu özellikle rendzina ve çayır topraklarının, A horizonlarında görmek mümkündür.
Organik maddenin, toprakların hava, su ve ısı kapasitesi üzerine etkisi önemlidir. Organik madde, kendi ağırlığının 3-5 katı, su tutma özelliğine sahiptir. Aslında, toprağın fiziksel özelliklerinde organik maddenin meydana getirdiği değişiklik, kolloid dispers halde bulunan humin maddelerinin fazla su tutma güçlerine dayanmaktadir. Fazla suyun tutulması, boşluklar hacminin artmasını da sağlar. Toprağın bütün pF noktalarında, organik maddenin içerdiği su miktari, anorganik parçacıkların ihtiva ettiğinden 5-10 kat fazladir. Bu da, herhangi bir anda miktarı minimumda olan belirli büyüklükteki porların arttırılmasını ve bu suretle normal bir por dağılımını sağlamış olur. Böylece hafif topraklarda higroskopisite ve yararlı su ihtiva eden boşluklar artar. Agir topraklarda ise daha çok hava ihtiva eden boşluklar artmaya başlar. Organik madde sayesinde hem bütün porozite hem de hava boşlukları hemen hemen iki katına çıkarılabilir. Mesela toprakta en az % 20 hava boşluğu isteyen pancar bitkisi yetiştirebilmek için, agir topraklara yeteri kadar organik gübre vermek lüzumu vardır. Hava boşluğunun arttırılmasiyle, atmosferle toprak havası arasındaki gaz değişimi, normal şartlara ulaştırılmış, fazla miktarda biriken CO2 'in atmosfere verilmesi ve noksan Oksijenin alınması sağlanmış olur.
Organik madde tarafından tutulan su, daha çok bitkilerin alabileceği bir güçte bağlanmıştır. Ağır killi topraklarda organik madde, toprağı gevşetmek suretiyle fazla suyun alt katlara sızmasını sağlar. Kumlu topraklarda ise durum tamamen farklıdır. Bunlarda organik maddenin gösterdiği fonksiyon, yararlı suyun arttırılması şeklinde olmaktadır. Başka bir ifade ile, suyun alt katlara sızmasına engel olur. Yararlı su, tarla kapasitesindeki su miktarı ile daimî solma noktasında, toprağın ihtiva ettiği su miktarı arasındaki farktır. Saf silis kumuna % 1-2 oranında organik madde ilave ederek, bitkilere yararlı suyun miktarını, iki katına çıkarmak mümkündür.
Organik maddenin, özellikle toprakta yeni oluşan humin maddelerin, siyaha kadar varan koyu renkli oluşu, güneş ışınlarını daha iyi absorbe etmelerini ve bu suretle, içinde bulundukları toprakların daha çabuk ve daha iyi ısınmalarını sağlar. Organik maddesi bol olan topraklar, ilkbaharda erken ısınacakları için, buralarda vejetasyon periyodu uzamış olur. Organik maddelerin ısınma ısısı, 0,3-0,4 kal/gr, toprağın mineral kısımlarının ise, yaklaşık olarak 0,2 kal/gr'dır. Bu da organik maddece zengin toprakların ısı kapasitelerinin daha yüksek olacağını gösterir.
Toprağın fiziksel özelliklerinden konsistans, bilindiği gibi, bilhassa toprak işleme zamanını tayin yönünden önemlidir. Toprağın plastiklik özelliği gösterdiği anda, ihtiva ettiği su miktarı, toprakların tekstürüne ve organik madde miktarına göre değişir. İki plastik sınırı vardır: Alt plastiklik sınırında, toprağa yuvarlak bir kalem şekli verilmesi mümkün iken, üst plastiklik sınırında, toprak yer çekimi kuvvetinin etkisi ile, akacak durumdadır. Organik madde içeren ağır bir toprak, aynı oranda killi fakat organik maddesi olmayan bir toprağa oranla daha fazla su kapsamında işleme duruma girer. Başka bir ifade ile aynı tekstüre sahip iki topraktan, organik madde içereni, içermeyene oranla işleme aletlerine yapışması için daha fazla su ihtiva etmesi gereklidir. Büyük bir yağıştan sonra organik maddece zengin topraklar daha erken işlenebilirler ve tava gelirler.
Organik madde, toprak canlıları, özellikle mikro organizma için varlığı mutlak gerekli bir maddedir. Bir taraftan toprağın fiziksel özelliklerini iyileştirip, canlılara optimal yaşama ortamı hazırlarken, bir taraftan da onlara gıda ve enerji kaynağı görevi görür. Çok az istisnaları ile toprak, mikro organizmasının karbon kaynağı organik maddedir. Organik madde bileşimi ve miktarı ile toprakta bulunan canlıların cinsi ve faaliyeti arasında sıkı bir ilişki vardır. Yeteri kadar organik maddenin toprakta bulunması, saprofit organizmaların gelişimini teşvik eder. Bu suretle parazit beslenmeye geçis önlenmis olur.
Memleketimiz için büyük bir tehlike teşkil eden erozyonun önlenmesinde organik maddenin oynadığı rol çok büyüktür. Memleketimizde, Afrika çöllerindeki gibi kum fırtınalarının cereyan etmeye başlaması, meraların yıldan yıla tükenmesi, organik madde noksanlığının, toprağın agregat stabilitesinde doğurduğu azalmadan kaynaklandığı bir gerçektir.
Organik maddenin, toprak kimyası yönünden önemi daha da büyüktür. Huminleşme olayı esnasında teşekkül eden küçük ve büyük moleküllü muhtelif maddeler, toprakta cereyan eden kimyasal olaylara ve toprağın reaksiyon, değişim kapasitesi gibi kimyasal özelliklerine etki ederler. Toprak oluşumu sırasında, kayaların ve minerallerin ayrışmasına da, bu maddelerin etkisi vardır. Bunlardan daha önemlisi, organik maddenin aynı zamanda bir besin kaynağı olmasıdır. Bünyesine bağlamış olduğu bitki besin maddelerinin miktarını küçümsememek lazımdır. Bunun yanında, bitkilerin toprakta mevcut mineral besin maddelerini teminde, organik madde, önemli fonksiyonlar gösterir.
Huminleşme olayında bir çok organik ve anorganik asitler meydana gelir. Anorganiklerden HNO3 H2SO4 ve H3PO4, organiklerden de sirke asidi, limon asidi, oksalik asid, fulvo asidleri, humin asitleri vs. örnek verilebilir. Bu asitler daha birçok fonksiyonlara sahip oldukları gibi, toprağın pH'sında da bir düşme meydana getirirler. Küçük moleküllü organik asitler mikroorganizmalar tarafından parçalanabilecekleri veya yıkanabilecekleri için bunların doğurduğu pH düsmesi geçicidir.
Organik madde, parçalanması esnasında açığa çıkardığı asitlerle, pH'da bir düşme meydana getirmek, yani ortamda hidrojen iyonları konsantrasyonunu arttırmakla beraber, kendisinin tampon özelliği vardır. Toprakta fazla olarak bulunan hidrojen iyonları, organik madde tarafından absorbe edilerek pH düşmesi önlenmiş olur.
Topraklarda gıda maddelerinin yıkanmasını önlemesi bakımından, killerin ve organik maddenin iyonları tutma özelliği önemlidir. Organik maddelerin bu özelliği, kapsadıkları karboksil (COOH) ve fenolik hidroksil (OH) guruplarından ileri gelmektedir ve katyon değişim kapasiteleri anorganik toprak komplekslerine oranla çok büyüktür.
Bazı topraklardan ekstrakte edilen organik maddenin ve içerisindeki humin asitleriyle fulvo asitlerinin değişim kapasiteleri ayrı ayrı incelendiğinde, en yüksek değişim kapasitesinin humin asitlerinde olduğu görülmektedir.
Organik maddenin bitki besin maddelerinin topraktaki durumları, hareketleri ve formları üzerine de etkisi vardır. Mesela toprakta bulunan demir, mangan, bakır ve çinko gibi ağır metaller, ekseriya suda zor çözünür bileşikler halindedir. Halbuki organik maddenin bu minerallerle meydana getirdiği şelatlar, minerallerin çözünürlüğünü arttırır ve bu suretle, bitkilerin mikro element ihtiyacı karşılanmış olur. Bugün bitkilerde demir eksikliğinin doğurduğu kloroz hastalığının ortadan kaldırılması için, toprağa demir-şelat gübre olarak verilmektedir.
Daha önce de belirtildiği gibi, organik madde, bünyesine, bitki besin maddelerini bağlamış durumdadır. Bu maddelerden azot, önemli bir yer tutar. Çünkü topraktaki kayaların ve minerallerin ayrışması sonunda, birçok bitki besin maddeleri açığa çıktığı halde, azot bu yolla kazanılamamaktadır. Tabii vejetasyon altında bulunan toprakların azot ihtiyacı, bitki ve hayvan artıklarından sağlanmaktadır. Kültür topraklarında ise, ek organik gübre vermek gerekmektedir. Organik maddelerden azot ihtiva edenler, yumurta akı maddeleridir. Bunların parçalanması ve amonifikasyona uğraması sonunda, açığa çıkan amonyak, nitrit ve nitrata çevrilebilir. Toprakta aerob şartlar hakim olduğu ve reaksiyon nötr veya hafif alkali olduğu takdirde, amonyum iyonlarının birikmesi söz konusu olamaz. Nitrit birikmesi ise ancak kuvvetli alkali topraklarda gerçekleşir. Bitkiler azotu hem nitrat hem de amonyum şeklinde alabilirler. Organik maddede bulunan azotun, nitrat iyonlarına kadar parçalanmasına, mineralizasyon denir. Bu olayla organik madde miktarı arasında doğru bir oranti vardır. O halde toprak, organik maddece ne kadar zengin olursa, azot mineralizasyonu da o kadar hızlı olur. Toprağa verilen anorganik azotlu gübrelerdeki azotun nitrat iyonu şeklinde yıkanma tehlikesi olduğu halde huminleşme olayı esnasında, humin asitleri bünyesine bağlanan azot, böyle bir tehlike ile karşı karşıya değildir. Aksine, bitkilere düzenli azot sağlayan bir kaynak durumundadır.
Organik maddece bulunan fosfor da, mikrobiyel faaliyet sonunda toprağa karışabilir. Fakat bu fosforun, daha çok mikroorganizmalar tarafindan kullanıldığı düşünülmüştür. Bu da fosforun topraktan yıkanıp gitmesinin önlenmesi ve yine toprağa kazandırılması demektir. Çünkü ömürleri çok kısa olan mikroorganizmalar, hayat faaliyeti sona erince, toprakta yeniden organik bağlı bir fosfor açığa çıkmış olur. Toprakta birçok fosfor bileşikleri vardır. Bunların çözünürlüğü genellikle azdır ve bitkiler bundan yararlanamazlar. Halbuki humin maddeleri, şelat ve kompleks yapıcı özellikleriyle bunu aşar. Fosforun toprakta bitki tarafından alınabilir hale geçmesi, birkaç şekilde olur.
Fosfat iyonlarının, kil minerallerinin yan yüzlerinde bulunan pozitif yüklerle nötrleşmesine organik madde anyonları engel olur. Mikrobiyel ayrışma esnasında açığa çıkan limon asiti, oksalik asit gibi organik asitler, demir ve alüminyum gibi metallerle suda çözünebilir şelatlar yaparlar. Bu suretle demir ve alüminyum fosfatların oluşumu önlenmis olur. Eğer daha önce meydana gelmiş böyle fosfatlar varsa, bunların da çözünürlüğü arttırılır.
Kalsiyum karbonat ihtiva etmeyen topraklarda, organik madde, kalsiyum iyonlarını kuvvetle bağladığı için, toprağa gübre olarak verilen fosfatların apatite dönüşmesi önlenmiş olur. Ancak bu, kalsiyum karbonatlı topraklarda mümkün değildir. Çünkü orada toprak eriyiğinin kalsiyum konsantrasyonunu, kalsiyum karbonat tayin eder.
Huminleşme olayını gerçeklestiren anorganik asitler, toprakta zor çözünür formda bulunan fosfatlarla reaksiyona girerek suda kolayca çözünebilecek forma çevrilmelerini sağlayabilirler.
Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin optimumda olması, hiç süphesiz bitkinin verimini arttıracaktır.
SALDAR ORGANiK GÜBRE


